Sadi Somuncuoğlu - Ermeni Mezalimi: Çözüm Yolları: Devletler Arası İlişkiler



Sadi Somuncuoğlu - Ermeni Mezalimi: Çözüm Yolları: Devletler Arası İlişkiler


Sadi Somuncuoğlu: Hukuki yönü üzerinde sayın hocamız çok durdu. Devletlerarası ilişkilerde hukuktan çok siyaset geçerlidir, bunu da unutmayalım. Rauf Denktaş’a Amerika’dan Birleşmiş Milletler temsilcisi gelmiş, Denktaş diyor ki ona anlattım diyor hukuken biz haklıyız diye, onun üzerine sözümü kesti. Ben gelmeden önce çok inceledim, hukuken tamamen haklısınız, ama bu iş siyasidir, bunu unutmayın demiş. Yani güçlerin istekleri, hedefleri çok önemlidir. Bir de, işte, bu Azeri Türkleri veya Azerbaycan devleti, işte bir iki Sarkisyan’ın veya Ermeni liderlerinin açıklaması üzerine rahatsız olup tepki gösterdiler diye hocamız bir şey söyledi, Obama da söyledi, bizimkilerle görüştükten sonra Türkiye’de, bizim Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız da ima yoluyla söyledi, sınırın açılacağını. Dolayısıyla Azerbaycan devletinin üst kademesinde de dış politikayı iyi bilen bazı uzmanlar var, o işi iyi takip ediyorlar, onların en hassas olduğu bir konudur, zaten mesele Azerbaycan meselesi diye de görülemez bu Türkiye meselesidir aynı zamanda, Türklük meselesidir, Türk Dünyası meselesidir. Öyle bakmalıyız. Namık Kemal Beyin söylediği meseleler temel meseleler, işin aslı odur. Yani Türkiye’nin ayağa kalkması, milli şuur sahibi olması, güçlenmesi şarttır. Çünkü çok derdimiz var. Her türlü problem bizim üzerine üşüşmüştür, o da doğrudur. Fakat kapımızı zorlayan bir mesele var, Azerbaycan, Ermenistan sınırı, Türkiye Ermenistan ilişkileri, buna karşı da Türkiye’nin kararlı davranması lazım. O kararlılık meselesi her şeyden önemlidir. Borç vesaire, her devletin borcu var. Sizin siyasi iradeniz ve neleri göze alabildiğiniz ve bunun karşı tarafça bilinmesi çok önemlidir. Vaktinizi alıyorum, 1926’da Bursa’daki bir yabancı okul, kilise okulunda, Amerikan kolejinde, Müslüman Türk kızlarından üç tanesi de Hristiyan olmuş, bunu Bursa gazeteleri yazınca, büyük Atatürk’ün ilk emri, bu okulu kapatın olmuş,

Namık Kemal Zeybek: Bütün okulları kapatmış.

Sadi Somuncuoğlu: Zaten kapanmıştı 5 tanesine müsaade etmişler, o tevhidi tedrisat çıkınca kapanıyor. Amerika’dan ve Fransa’dan fevkelade yetkili heyetler geliyor, uzun uzun anlatıyorlar ve derhal okulun açılmasını istiyorlar. Atatürk bunları dinledikten sonra, anladım diyor, siz de beni dinleyin. Biz bu okulları Hristiyanlar, çocuklarına dinini öğretsin diye açık bıraktık, Müslümanları Hristiyan yapsın diye açık tutmuyoruz. Asla tahammülümüz yoktur ve açılamaz diyor. Yıl 1926… Tükenmiş vaziyetteyiz. Yani devlettleri idare eden kadroların kararlılığı, aslında zenginlikten de önemli, başka şeylerden de önemli, işte inanç, iman, vesaire diye de tahkim edildi. Bizim bugün içinde bulunduğumuz sıkıntı kararsızlıktır ve dış etkilere karşı, hocamızın dediği gibi, kararlar alıyorlar, bizim burada bacaklarımız titriyor. O zaman olmaz, o zaman olmaz, kararlılık içinde olmalıyız, Türk Milletinin gücü vardır. Bir millet ne kadar zayıf olursa olsun, yönetimiyle arasında sağlam bağ kurulmuşsa hiç kimse bir şey yapamaz, bunu da bilmemiz lazım.